Arapca kokenli cemre kelimesinin birebilir karsiligi kor halindeki atestir. Mina Vadisi’nde Arafat’tan gelen hacilarin attiklari taslarla olusan yiginlara da cemre adi verilir. Meterolojik bir olay olarak bilinen cemre ise takvimlerde ilkbahardan once birer hafta arayla havaya, suya ve topraga dustugu inanilan isitici guc veya sicaklik yukselmesi olarak tanimlanir.
Aslinda bir devekusunun kafasini kuma gomdugu bugune kadar hic gorulmemistir; cunku bunu yapsaydi bogulurdu. Dolayisiyla bir tehlikeyle karsilastiginda her akli basinda hayvan gibi devekusu da var gucuyle kacar.
Devekusuyla ilgili bu efsane, bazen yuvalarinda (genelde yere kazilmis sig bir delik seklindedir) boyunlarini dumduz yere uzatip gorus alaninda bir tehlike olup olmadigini yokladiklari icin ortaya cikmis olabilir. Eger yirtici bir hayvan cok yaklasacak olursa kalkip tabanlari yaglarlar. Saatte 65 km’ye kadar bir hizla otuz dakika boyunca kosabilirler. Erkeginin boyu 2,7 metreye kadar ulasabilir fakat ceviz buyuklugundeki beyinleri goz yuvalarindan bile kucuktur.
Carl Linnaeus devekusunu, muhtemelen collerde yasadigi ve deve benzeri uzun boynu oldugu icin Struthio camelus yani ”serce deve” olarak siniflandirmistir. Devekusu kelimesinin yunanca karsiligi ho megas stroutkos’tur, yani ”buyuk serce”.
Kafa gomme efsanesi ilk kez Romali tarihci Yasli Plinius tarafindan aktarilmistir. Yasli Plinius ayrica devakuslarinin, yumurtalarina sert bir sekilde bakarak bu yumurtayi catlatabildiklerini de dusunuyordu ama Plinius, devekuslarinin olmadik seyler yutabildiginden hic bahsetmemistir.
Sindirime yardimi olmasi icin yuttuklari tasin yaninda demir, bakir, tugla ve cam da yiyebilirler. Namibya’daki devekuslari elmas yemeleriyle meshurdur!
Gozyasini sadece agladigimizda degil, cok guldugumuzde, aci bir ruzgar gozlerimize dogru yuzumuze carptiginda dokeriz. Aslinda gozyasinin akmasi icin belirli bir firsat gerekmez; zaten daima akmaktadir. Sadece biz fark etmeyiz. Sadece cesitli sebeplerle asiri sekilde bosaldiklarinda hissederiz.
Ust goz kapagimizin icinde bulunan gozyasi bezleri gunde yaklasik bir yuksuk dolusu sivi uretir. Goz kapagimizi her kapattigimizda bu sivi gozumuzun yuzeyine dagilir. Goz kapaklarimiz arabanin cam silecekleri gibi gorev yapar. Daha sonra gozyasi gozumuzun buruna yakin kosesinde bulunan kanallar araciligiyla burun bosluguna akar. Cok agladigimizda bu kanallar tumuyle gozyasiyla doldugundan gozyasimizi burun bosluguna iletmekte yetersiz kalir ve fazlasi damlalar halinde yanaklarimizdan suzulur.
Hayatimiz boyunca bu is ortalama iki yuz elli milyon defa gerceklesir. Bu nedenle, gozlerimizi gozyasi akintisindan korumak icin temiz tutmaliyiz. Ancak, yukarda sayilan ve belirtilen firsatlarda, kontrolun gevsemesi, hatta gecici bir sure icin ortadan kalkmasi, gozyaslarinin buyuk olcude bosalmasina sebebiyet verir.
Sinir tanimayan kozmetik, estetik ve saglik sektoru daimi genclige kavusmak isteyenlere umut vermeye devam etsede eninde sonunda her insanin yaslanacagi gercegini ortadan kaldirmiyor; en azindan henuz! Yaslanma aslinda dogdugumuz andan itibaren vucudumuzun programlanmis olan gorevlerinden birisidir. Hormonlarin karmasik sekilde gerceklesen etkilesimleri tarafindan duzenlenir. Beslenme aliskanligi (ozellikle yagli besin tuketimi), metabolizmanin genel isleyisi (serbest radikallerin olusumu) ve fazla kilolar da yaslanma etkisini hizlandiran etkenlerdir. Ayrica DNA yapisindaki belirli bolgeler de yaslanmadan direkt olarak sorumludur.
Genel olarak, Lalelerin yel degirmenleri gibi Hollanda’nin sembolu oldugu dusunulse de, bu ciceklerin kokeni Hollanda degildir. Lalelerin dogal alanlari daglik arazilerdir aslinda. Yabani laleler Guney Avrupa’da, Kuzey Afrika’da ve Cin’in kuzey dogusuna kadar olan Asya’nin bazi kisimlarinda bulunabilir. Ve en onemlisi, lale hem Turkiye’nin hem de Iran’in milli cicegidir.
Cicegin ismi de Farsca’da turban anlamindaki dullband kelimesinin Türkçe soylenisi olan tülbent kelimesinden gelir. Bu nedenle etimologlar henuz tam acmamis lale seklinin turbana benzeyisini hayali benzerlik olarak adlandirirlar -ya da belki de Turklerin geleneksel olarak basliklarina bu cicegi takmalarindan dolayi olabilir-. Hollanda’ya ise ilk lale 1554 yilinda Istanbul’dan goturulmustur.
Dunyada erkek nufusu azalirken kadin nufusunun arttigi gozlenmektedir. Cogu toplumda kadinlarin ortalama omrunun erkeklerden yaklasik on yil daha fazla oldugu saptanmistir. Bu gercek, gelismis bazi toplumlar icinde gecerlidir. Pek cok bilimci bunun nedenini arastirirken temel neden olarak, toplumsal yasamda yukun erkeklerde olmasi ve erkeklerin daha stresli bir hayat yasamasi gosterilmektedir. Ancak pek cok hayvan turunde de disiler erkeklere gore daha uzun yasamaktadir. Ornegin, ortalama omru iki yil civarinda olan deney sicanlarinda disilerin yaklasik bes ay daha uzun sure yasadiklari tespit edilmistir.
Bir ya da birkac kelimeyi dunyadaki tum internet siteleri icinde (genelde) bir saniyeden kisa surede aramayi becerebilen, bu yetmezmis gibi tam da aradiginiz seyi karsimiza getiren Google Arama Motoru ‘nun nasil calistigi hakkinda pek azimizin bir fikri vardir. Bakalim Google bunu nasil basariyor?
Google‘in alan adi sunucusu (dns) yazilimi tum dunyadaki sirkete ait ya da kiralanmis bilgisayarlarda (dedicated) calisir. Bunlarin gorevi, sorguyu en yakin ve en az mesgul olan Google sunucu kumesinden (cluster) gondermektir. Google Cluster kelimesi Türkçeye salkim ya da kumelerden olusan bir butun olarak cevrilebilir. Kucuk parcalardan meydana gelen buyuk bir yapiyi temsil etmek icin kullanilir diyebiliriz. Salkimlar uzum tanelerinden olusur ve basli basina bir seydir. Google’in dehasi binlerce ucuz ve yavas bilgisayari tek bir super bilgisayar gibi kullanabilen network yaziliminda yatar. Bu sistem salkimi olusturan kucuk bilgisayarlarin sisteme girip cikmasina izin verir. Bu sayede eger kucuk bilgisayarlardan biri bozulursa sistemin calismasi sekteye ugramadan tamir edilebilir veya degistirilebilir.
Bademcik olarak da bildigimiz tonsillerimiz, dilin hemen arka kisminda, bogazimizin her iki yaninda bulunan ozellesmis birer lenf dugumudur. Bogaz yoluyla vucuda girmeye calisan bakteri ve virusler, bademcikler tarafindan tutulur. Soguk alginliginda da enfeksiyonla mucadele edecek olan antikorlari uretirler. Bademciklerimizin, enfeksiyon nedeniyle sismesi ”tonsillit” olarak adlandirilir.
Bademciklerin alinmasi, ciddi kronik (surekli) enfeksiyon durumlarinda ve antibiyotik kullaniminin ise yaramadigi hallerde basvurulan bir operasyondur. Surekli iltihap, vucudun bagisiklik sistemi uzerinde zararli etkilere neden olabilecegi icin bu gibi durumlarda bademciklerin alinmasiyla hasta bu iltihaptan kurtarilir. Bademcikler alindiktan sonra, vucutta benzer gorev yapan diger dokular, yeterince antikor uretebilirler. Ancak bademciklerin alinmasi dahilinde, vucudun bir olcuye kadar savunmadan yoksun kalacagi gercegini de unutmamak lazim.
Genelde develerin horguclerinde su oldugu ve uzun yolculuklarinda bu suyu kullandiklari soylenir ama dogru degildir. Develerin horguclerinde 30-35 kg kadar yag bulunur. Yiyecek bulamadiklari zaman bu enerjiyle hareketlerini saglarlar; ayrica yag col sicagina karsi koruma gorevi de yapar. Develer suya az gereksinim duyarlar. Burun mukozalari insana gore 100 kat daha buyuktur. Soluk alirken havadaki nemin ucte ikisini kazanabilirler. Su kaybini da dokularindan kaybederler, kandaki su etkilenmez.
Surekli ve asiri calismadan dogan yorgunluga, bitkinlige tip dilinde surmenaj denir. Bir cesit zihin yorgunlugu, sinir zayiflamasi olan bu rahatsizlik ozellikle erkeklerde, ogrencilerde sikca gorulur.
Surmenaj olmanin nedeni tam olarak bilinmese de ileri surulen cesitli fikirler vardir. Bunlardan biri, beyindeki sinir hucrelerinin biyokimyasal elemanlardan yoksun kalmasidir. Surmenaj olan kisilerde ruhsal ve bedensel yorgunluk, bikkinlik, isteksizlik, dikkati toplayamama, saglikli dusunememe, bazi organlardan sikayetler soz konusudur. Konusmak bile kisiye zor gelir. Genel sikayetleri uykusuzluktur. Bas agrisi, unutkanlik, dalginlik en sik gorulen sikayetlerdir. Keyifsiz, mutsuz bir gorunumleri vardir.
Surmenaj olmamak icin oncelikle beynimizi bilincli ve saglikli kullanmaliyiz. Beynimizi saglikli kullanmanin ilk sarti da stresi kontrol edebilmeyi ogrenmektir. Beynimizin iyi calismasi icin diger onemli kural ise beslenmektir. Antioksidan hucre yenileyici gidalara agirlik vermek cok onemlidir. E ve C vitaminleri bakimindan zengin gidalar beyin yipranmasini onler. C vitamini meyve ve taze, yesil sebzelerden; E vitamini bitkisel yaglar ve bugdayli urunlerden alinabilinir.