Diş ve diş eti hastalıkları ülkemizde ve dünyada en önemli sağlık sorunları arasındadır. Ancak hayatı doğrudan tehdit etmediği için gereken önem verilmemektedir. Ağız sindirim kanalının girişidir. Ağızdaki olumsuzluklar diş sağlığının bozulmasına, sindirimin olumsuz etkilenmesine yol açar. Ağızla aldığımız yiyecekler çiğnenip, tükürükle karıştırılarak yutulmaya ve sindirime hazır hale getirilirler. Ağız aynı zamanda konuşmaya yardım eder. Tat alma organı olan dilin; çiğneme, yutma, konuşma gibi çok önemli yan görevleri de bulunmaktadır. Dişlerin besinlerin parçalanması, öğütülmesi görevlerinin yanı sıra konuşmada ve görünümümüzde önemli etkileri vardır. Dişleri eksilmiş kişilerin bazı sesleri çıkarabilmeleri zorlaşır, çiğnemede ve/veya ısırmada da zorluk olur. Dişlerin gelişim süreci içerisinde ilk çıkan süt dişleri, daha sonra yerlerini kalıcı dişlere bırakır. Ağız ve diş sağlığında en önemli iki hastalık diş çürükleri ve diş eti iltihaplanmalarıdır. Diş eti hastalıkları kimi zaman diş yuvasının bulunduğu çene kemiğinin erimesine kadar ilerleyen bir etki yapabilir. Diş sağlığının bozulması vücuttaki diğer organları da etkileyebilir. Dişler neredeyse bütün sistemleri olumsuz etkileyen sürekli enfeksiyon odağı haline gelebilir ve kalp, böbrek, eklemler vb. yapılarda önemli sağlık sorunlarına yol açabilen enfeksiyonlara kaynaklık edebilir. Ağızda ve dişlerde yapısal ve işlevsel herhangi bir bozukluğun olmaması, ağız ve dişlerin görevlerini tam olarak yapabilmeleri durumu “ağız ve diş sağlığı”nın varlığını gösterir.
Son yillarda yapilan çalismalar, özellikle bel çevresi kalinliginin seks hormonlarinin seviyelerini de azaltarak, istek ve performansi olumsuz etkiledigini söylüyor.
Avrupa Cinsel Saglik Birligi Baskani ?rem Hattat, “Öyle görülüyor ki karin için yaglari estetik kaygilardan çok daha fazla soruna neden oluyor” diyor. Karin içi yaglar ve kilo fazlaliginin tansiyon, seker hastaligi, kalp-damar problemleri gibi saglik sorunlarini siklastirarak cinsel performansi azalttigini hatirlatiyor. Karin yaglarinin bir diger önemli etkisi de hormonal dengesizlik yaratmasi. Dolasiyla sadece genel sagliginiz için degil, cinsel mutlulugunuz için de bel çevresini kadinlarin 80, erkeklerinse 94 santimetreyi asmamasi gerekiyor.
Metabolik sendrom (bel çevresi kalinligi, trigliserit ve bazen de LDL-kötü kolesterol yüksekligi, hipertansiyon ve insülin direnci) sadece damarlarini yaslandirmakla kalmiyor, son dönemde yapilan arastirmalara göre testosteron seviyelerinde de bir düsüse yol açiyor.
“Yasam tarzi cinsel fonksiyonlari etkiler mi?” Evet, oldukça fazla. Sigara- alkol tüketimi, beslenme yanlislari, aktivitesi düsük bir yasam, asiri ve yönetilemeyen stres, depresyon, hatta uyku sorunlari da cinsellik için risk faktörleri arasinda sayiliyor.
Seksin en yogun yasandigi yaslar 20 ila 40 arasidir. Ancak kisiler vücutlariyla barisik olurlarsa ve fantezilerini gelistirebilirlerse, bu yas arali?i genisler ve hayatlari boyunca cinsel yasamlarini devam ettirebilirler. Jinekolog Operatör Dr. Turgay Karakaya, seksi daha zevkli kilmak için önerilerde bulundu.
Yas ilerledikçe veya uzun birlikteliklerde cinsel istekte azalma, erkeklerde ereksiyon ve bosalma problemleri, kadinlarda lubrikasyon-kuruma problemleri meydana gelebilir. Bu gibi faktörler cinselligi de mecburiyetten yapiyormusçasina tek düze ve rutin hale getirebilir. Bu rutin yasam; çiftlerin birbirleriyle yakinlasmalari, arzularini muhafaza edebilmeleri, vücutlariyla barisik olmalari, fantezilerini gelistirebilmeleri, cinsel tercihlerini gözden geçirmeleri gibi hususlarla önlenebilir.
Jinekolog Operatör Dr. Turgay Karakaya, seksten zevk almak için su önerilerde bulundu: